|
U.Ü. Öğretim Görevlisi Erdem Gedikli
İlk konservatuarın(Darülelhan) kurulmasından sonra öğretmen okullarında müzik dersleri verilmeye başlandı. Okullarımızda “gına” adını alarak işlenilen müzik dersleri cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra da aynen devam etti. Yeni Cumhuriyetimizin öğretmen gereksinimini karşılayacak olan okullarımızın yetersizliği Cumhuriyetimizi kuranların en önemli ve ilk eğildikleri konu olarak gördükleri eğitim olmuştur. Bunun için biraz geçte olsa eğitim öğretim işlerinde en önemli kurumlaşmalarımızdan biri köy enstitülerinin kurulması olmuştur. Köy enstitüleri ile verilecek çağdaş eğitim; bireylerin bedensel, tinsel, ansal yönleriyle dengeli bir bütün halinde, yeni cumhuriyetimize en uygun ve ileri düzeyde yetiştirilmelerini sağlayarak toplumumuzun aydınlatılmasını amaçlar. Çağdaş yaşamın gerektirdiği çağdaş bireyleri yetiştirerek çağdaş toplumlar oluşturmak çağdaş eğitimin temel işlevlerindendir. Bu anlamda eğitim sistemi ve yöntem önemli bir yer oluşturur. Köy enstitüleri ile umulan ve erimlenen en önemli şey sistem, yöntem ve uygulayımdı. Köy enstitülerinden yetişen her öğretmen mandolin çalabiliyor; belli bir dağarcıkla (repertuar) donanabiliyor, toplumu geliştirmeye ve toplumu aydınlatmaya yetecek bilgi birikim ve deneyimlerini aktarabilecek donanıma sahip olabiliyordu.
Köy enstitülerinin kapatılmasından sonra açılan öğretmen okullarında da Köy Enstitülerinde uygulanan müzik öğretimi- eğitiminde bir örtüşme görülmektedir. En azından bir çalgı çalma adına. Daha sonraları oluşturulan öğretmen okullarımızın uyguladıkları yöntemsizlik ve değişen değerlerle toplumun kendisine yabancılaşması, yabancılaştırılması politizasyon sonucu günümüze değin müzik eğitiminde büyük Atatürk’ ünde istediği gelişme bir türlü sağlanamamıştır. *Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği ABD. Öğretim Görevlisi.
Genel eğitim kapsamında müzik eğitiminin rolü çalınıp söylenecek ezgilerle yordamalara dayalı olarak yerel ve evrensel duyum, doyum bilgisinin kalıcılığı, bireye estetik düşünme gücü kazandırmasıdır. Müziği yaşamlarının bir parçası haline getiren bireyler; kendilerini kolay ve doğru ifade edebilmekte, toplumunu ve çevrenini severek gereğince sosyal olabilmektedirler. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yard.Doç. M. Aydın ATALAY
GİRİŞ
Okul eğitiminin en önemli araçlarında birisi ders kitaplarıdır. Ders programları doğrultusunda hazırlanan ve eğitimi doğrudan etkileyen kitaplarda nelerin olduğu ve neyin okutulduğu çok önemlidir. Adı geçen araştırma, Cumhuriyet dönemi müzik eğitiminde kullanılan tüm müzik ders kitaplarındaki teorik konuları ve özellikle şarkı dağarlarını araştırmak ve eğitimde kullanılırlılığını incelemek üzere yapılmıştır. Bu yazının tamamıda, Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan bu araştırmaya dayanmaktadır.[1]
Ülkemizde müzik dersi ilk kez, “İstanbul Muallim Mektebi”nin Rüştiye ve Sıpyan sınıflarında 1870 yılında okutulmaya başlanmıştır. Oysa Muallim Mektebi 1846 (Başka kaynaklarda 1848) yılında açılmıştır. Aradan geçen uzun bir süre sonra müzik dersleri diğer okullarımıza Tevfik Fikret’in müdürlüğünü yaptığı Galatasaray Lisesinde okutulmaya başlamasıyla yaygın hale gelmiştir (1908-1909).
Tevfik Fikret’in kendi okulunda başlattığı müzik derslerinin ardından, diğer liselerin dört yıllık ikinci dönemlerine de “Gına” dersi adı altında müzik eğitimi başlatılmıştır (1913-1914). Bu dönemlerde müzik eğitiminde kullanılacak ders kitapları olmadığı gibi, şarkı dağarları da yok denecek kadar azdı. Dersler GTSM (Geleneksel Türk Sanat Müziği) ve dinsel türler olan ilahilerle yürütülmeye çalışılmıştır. 1870 yılından itibaren azda olsa basılmaya başlayan müzik teori ve solfej eğitimine yönelik kitaplar ise, ders kitabı olma özelliği sahip olmamakla beraber, ülkemizde yayınlanan ilk müzik kitapları olması dolayısıyla büyük önem taşımaktadırlar. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|