
Son Eklenenler
- Nilüfer Belediyesi THM Korosu Konser Videosu / 28 Ocak 2010
- Nilüfer Belediyesi Yurttan Sesler Korosu / TRT FM Radyo Kaydı
- Niüfer Belediyesi THM Konseri / 22.04.2010 / Konser Fotoğrafları
- Yurttan Sesler Topluluğu Koro-Solo Konseri / 22 Nisan 2010 Perşembe
- Bursa Barosu THM Konseri - 27 Nisan 2010 Salı

| PİR SULTAN ABDAL |
Pir Sultan Abdal 'ın yaşamı üzerine, yazılı eski kaynaklarda pek bilgi yoktur. Yaşam yılları bile bilinmiyor. Yaşamı üzerine bilgiler, genellikle, kendi şiirlerinden, halk söylentilerinden, kuşaktan kuşağa anlatılan öykülerden, ayrıca yakınlarının ya da başka ozanların onu anlatan şiirlerinden çıkarılır. Yine de bu yollardan epeyce bilgi edinilmiştir, çünkü Pir Sultan, bağlandığı tarikatın din anlayışını, dünya görüsünü yansıtmakta ya da derinleştirmek için soyut şiirler yazan bir sanatçı değildir, doğrudan doğruya başından geçenleri, kavgasını, özlemlerini, katlandığı acıları, yaşamının türlü yönlerini yansıtan somut şiirler yazmıştır. Şiirlerden, halk söylentilerinden çıkarılan bilgilere göre, Pir Sultan Sivas'ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Yıldızdağı eteklerinde, Çırçır'a kırk sekiz kilometre uzaklıkta, denizden bin yedi yüz metre yüksekte, çoğu tek katli kerpiç evleri, soğuktan korunmak için yarı yarıya toprağa gömülü bir köy... Banaz'da bugün de Pir Sultan'ın olduğu söylenen bir ev, önünde şairin yaşadığı dönemden kaldığına inanılan bir söğüt ağacı, ağacın altında, asâsının ucuna takip Horasan'dan getirildiğine inanılan bir değirmen taşı vardır. Pir Sultan yaz aylarının güzel havalarında bu taşın üstüne oturup karısıyla sohbet edermiş. Köylüler bu evi, ağacı, taşı kutsal sayarlar. Kızının yaktığı ağıtta uzun boyluluğuna, biçimliliğine değinilen şairin asil adi, şiirlerinde belirttigine göre, Haydar'dir. Bir yerde soyunun Yemen'li olduğunu, bir yerde Peygamber'in öz torunu olduğunu söyler, bir yerde de İmam Zeynel-Abidin'den "Zeynel dedem" diye söz eder. Pir Sultan'ın bu sözleri söylemesinin nedeni yakın hissetmektir. Hz.Muhammed soyundan geldiklerini, "seyyid"liklerini ileri sürmek tarikat uluları arasında bir gelenektir. Genel kani, şairin İran’ın doğusundaki Türk yurdu Horasan'dan, önce İran Azerbeycanı'ndaki Hoy kasabasına, oradan da Anadolu'ya göçüp Sivas'a yerleşen bir Türkmen soyundan geldiği yolundadır. Çocukluğu çobanlıkla geçen Pir Sultan'ın okuma yazma bildiği anlaşılıyor, ama bilgin bir kişi olduğu söylenemez. Halifeler tarihini, peygamber menkıbelerini, evliya menkıbelerini, tarikat kurallarını, Yunus Emre'yi, Hatayi'yi bilir. Bunlar dışında, çağının bilimleriyle ilgilenmediği gibi, divan edebiyatı ile de ilgilenmemiştir. Şiirlerinde Yunan mitolojisinin, İran mitolojisinin izleri pek yoktur. Ayrıca, genel olarak bütün tarikatların kaynaklandığı Tasavvuf felsefesinin yüksek konularına da girmez. Söylentiye göre, Pir Sultan’ın üç oğlu, bir kızı varmış. oğullarından Seyyit Ali Banaz köyünün üst yanındaki çam korusunda, Pir Muhammed Tokat'ın Daduk Köyünde, Er Gaib de Dersim'de gömülüymüşler. Adı Sanem (Sinem?) olan kızının Pir Sultan asıldığı zaman söylediği ağıt çok ünlüdür. Pir Muhammed ise babası gibi şairdir. Delikanlı iken attan düşerek öldüğü, Pir Sultan’ın "Allah verdiğini almaz dediler / Bana verdiğini aldı neyleyim" derken bu olaya değindiği söylenir. Şiirlerinden uzun yaşadığı, çok çocuğu bulunduğu açıkça anlaşılan şairin, sağlığında iki oğul acısı görmüş olduğunu ileri sürenler de vardır. Pir Sultan Alevî-Bektaşî tarikatındandır. Tarikata girme arkadaşı, yani muşahibi, Ali Baba'dır. Bağlandığı tekkenin pîri ise, Ahmet Yesevi'nin Anadolu'ya gönderdiği dervişlerden Koyun Babanın tekkesinde, Bektaşîliğin kurucusu Hacı Bektaşı Veli'nin tekkesinde posta oturmuş, yani en üst makamlara getirilmiş Şeyh Hasan’dır. Pir Sultan, bağlandığı tarikatça yalnız dinsel önder değil, devlet başkanı olarak da görülen İran Şahları adına (Bu kişi Şah Hatayi ve nesli sanılıyor ki Türk ve de şairdir*), Anadolu halkını Osmanlılar'a karşı kışkırttığı,ayaklanmaya çağırdığı, belki de bir ayaklanmaya öncülük ettiği için, Sivas Valisi Hızır Paşa'nın emriyle tutuklanmış, yolundan dönmeyeceği anlaşılınca da asılmıştır. Söylentiye göre, asıldığı yer Sivas'da Kepçeli denilen yerdir. Bugün boyu beş metre, eni bir metreden fazla, bakımsız toprak yığını onun mezarıdır. Üstündeki moloz taşlar, Hızır Paşa'nın emriyle halkın attığı taşlardır. KİTAPLAR Pir Sultan abdal üzerine ilk önemli çalışmayı 1929'da Sadettin Nüzhet ERGUN yapmış, 105 şiir yayımlayarak, şair üzerine bilgiler verilmiştir: XVII Asır Saz Şairlerinden Pir Sultan Abdal. Konuya ikinci önemli yaklaşım Pertev Naili BORATAV ile Abdülbâki GÖLPINARLI'nın birlikte hazırladıkları, 1943'de yayımlanan Pir Sultan Abdal adlı kitaplar olmuştur. Diğer yayınlar: Pir Sultan Abdal,Abdülbâki Gölpınarlı, Varlık Yayınevi Pir Sultan Abdal, Cevdet Kudret, Yeditepe Yayınevi Pir Sultan Abdal, Cahit Öztelli, Milliyet Yayınevi Sabahattin Eyüboğlu'nun, ölümünden önce hazırlayıp bitiremeden bıraktığı bir seçmeler kitabı, dostlarınca tamamlanıp Cem Yayınları arasında basıldı. Bazı Eserleri Alçakta Yüksekte Alçakta yüksekte yatan erenlerYetisin imdada aldi dert beniBasimi alip hangi yere gideyimGittigim yerlerde buldu dert beni Oturup benimle ibadet kildiYalan söyledi de yüzüme güldüYalin kiliç olup üstüme geldiÇaldi bölük bölük böldü dert beni Üstümüzden gelen boran kis gibiYavru sahin pençesinde kus gibiSeher çagi bir korkulu düs gibiÇagirta çagirta aldi dert beni Abdal Pîr Sultan'im gönlüm hastadirKimseye diyemem gönlüm yastadirBilmem deli oldu bilmem ustadirSöyle bir sevdaya saldi dert beni Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma Erilir Gam Yeme Divane Gönül Er Başımda Duman, Dağ Başında Kış Erilir Gam Yeme Divane Gönül Yıkılır Mı Hakk’ın Yaptığı Havuz Şah-ı Merdani' nin, Biz De Kılavuz Üç Günlük Dünyada, şu Yahşi Yavuz Erilir Gam Yeme Divane Gönül Pir Sultan Abdal’ım, Sırdan Sırada Bu İş Böyle Oldu, Kalsın Burada Cümlemiz Niyetlendiği Murada Erilir Gam Yeme Divane Gönül
|














Pir Sultan Abdal 'ın yaşamı üzerine, yazılı eski kaynaklarda pek bilgi yoktur. Yaşam yılları bile bilinmiyor. Yaşamı üzerine bilgiler, genellikle, kendi şiirlerinden, halk söylentilerinden, kuşaktan kuşağa anlatılan öykülerden, ayrıca yakınlarının ya da başka ozanların onu anlatan şiirlerinden çıkarılır. Yine de bu yollardan epeyce bilgi edinilmiştir, çünkü Pir Sultan, bağlandığı tarikatın din anlayışını, dünya görüsünü yansıtmakta ya da derinleştirmek için soyut şiirler yazan bir sanatçı değildir, doğrudan doğruya başından geçenleri, kavgasını, özlemlerini, katlandığı acıları, yaşamının türlü yönlerini yansıtan somut şiirler yazmıştır. Şiirlerden, halk söylentilerinden çıkarılan bilgilere göre, Pir Sultan Sivas'ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Yıldızdağı eteklerinde, Çırçır'a kırk sekiz kilometre uzaklıkta, denizden bin yedi yüz metre yüksekte, çoğu tek katli kerpiç evleri, soğuktan korunmak için yarı yarıya toprağa gömülü bir köy... Banaz'da bugün de Pir Sultan'ın olduğu söylenen bir ev, önünde şairin yaşadığı dönemden kaldığına inanılan bir söğüt ağacı, ağacın altında, asâsının ucuna takip Horasan'dan getirildiğine inanılan bir değirmen taşı vardır. Pir Sultan yaz aylarının güzel havalarında bu taşın üstüne oturup karısıyla sohbet edermiş. Köylüler bu evi, ağacı, taşı kutsal sayarlar. Kızının yaktığı ağıtta uzun boyluluğuna, biçimliliğine değinilen şairin asil adi, şiirlerinde belirttigine göre, Haydar'dir. Bir yerde soyunun Yemen'li olduğunu, bir yerde Peygamber'in öz torunu olduğunu söyler, bir yerde de İmam Zeynel-Abidin'den "Zeynel dedem" diye söz eder. Pir Sultan'ın bu sözleri söylemesinin nedeni yakın hissetmektir. Hz.Muhammed soyundan geldiklerini, "seyyid"liklerini ileri sürmek tarikat uluları arasında bir gelenektir. Genel kani, şairin İran’ın doğusundaki Türk yurdu Horasan'dan, önce İran Azerbeycanı'ndaki Hoy kasabasına, oradan da Anadolu'ya göçüp Sivas'a yerleşen bir Türkmen soyundan geldiği yolundadır. Çocukluğu çobanlıkla geçen Pir Sultan'ın okuma yazma bildiği anlaşılıyor, ama bilgin bir kişi olduğu söylenemez. Halifeler tarihini, peygamber menkıbelerini, evliya menkıbelerini, tarikat kurallarını, Yunus Emre'yi, Hatayi'yi bilir. Bunlar dışında, çağının bilimleriyle ilgilenmediği gibi, divan edebiyatı ile de ilgilenmemiştir. Şiirlerinde Yunan mitolojisinin, İran mitolojisinin izleri pek yoktur. Ayrıca, genel olarak bütün tarikatların kaynaklandığı Tasavvuf felsefesinin yüksek konularına da girmez. Söylentiye göre, Pir Sultan’ın üç oğlu, bir kızı varmış. oğullarından Seyyit Ali Banaz köyünün üst yanındaki çam korusunda, Pir Muhammed Tokat'ın Daduk Köyünde, Er Gaib de Dersim'de gömülüymüşler. Adı Sanem (Sinem?) olan kızının Pir Sultan asıldığı zaman söylediği ağıt çok ünlüdür. Pir Muhammed ise babası gibi şairdir. Delikanlı iken attan düşerek öldüğü, Pir Sultan’ın "Allah verdiğini almaz dediler / Bana verdiğini aldı neyleyim" derken bu olaya değindiği söylenir. Şiirlerinden uzun yaşadığı, çok çocuğu bulunduğu açıkça anlaşılan şairin, sağlığında iki oğul acısı görmüş olduğunu ileri sürenler de vardır. Pir Sultan Alevî-Bektaşî tarikatındandır. Tarikata girme arkadaşı, yani muşahibi, Ali Baba'dır. Bağlandığı tekkenin pîri ise, Ahmet Yesevi'nin Anadolu'ya gönderdiği dervişlerden Koyun Babanın tekkesinde, Bektaşîliğin kurucusu Hacı Bektaşı Veli'nin tekkesinde posta oturmuş, yani en üst makamlara getirilmiş Şeyh Hasan’dır. Pir Sultan, bağlandığı tarikatça yalnız dinsel önder değil, devlet başkanı olarak da görülen İran Şahları adına (Bu kişi Şah Hatayi ve nesli sanılıyor ki Türk ve de şairdir*), Anadolu halkını Osmanlılar'a karşı kışkırttığı,ayaklanmaya çağırdığı, belki de bir ayaklanmaya öncülük ettiği için, Sivas Valisi Hızır Paşa'nın emriyle tutuklanmış, yolundan dönmeyeceği anlaşılınca da asılmıştır. Söylentiye göre, asıldığı yer Sivas'da Kepçeli denilen yerdir. Bugün boyu beş metre, eni bir metreden fazla, bakımsız toprak yığını onun mezarıdır. Üstündeki moloz taşlar, Hızır Paşa'nın emriyle halkın attığı taşlardır. 