|
Neşet Ertaş 1943 yılında Çiçekdağı'na bağlı eski adıyla ABDALLAR yeni adıyla GIRTILLAR köyünde doğdu. 7 kardeşi olan Neşet Ertaş ailenin 2. çocuğudur ve kardeşlerinden müzikle ilgilenen yoktur. 5-6 yaşlarında bağlama ve keman çalmaya başlayan Neşet Ertaş babası Muharrem Ertaş ile birlikte gittikleri düğünlerde babasına kemanla eşlik ediyordu. Geçimlerini düğünlerde aldıkları paralardan temin eden Ertaş'lar birlikte 8 yıl Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Keskin, Yerköy, Kayseri, Yozgat ve köylerini gezerek bu işi sürdürdüler. Neşet Ertaş bu işlerle uğraşmaktan okula da hiç gidememiştir. 14 yaşında çalışmak için İstanbul'a giden Neşet Ertaş'ın iş bulması kolay olmadı. Karın tokluğuna çalışacağı bir işe dahi razı olan sanatçı bir gün Şençalar Plak adında bir şirkete gider. Şirketin sahibi olan Kadri Şençalar Neşet Ertaş'ı dinler ve çok beğenir. ''Neden Garip Garip Ötersin Bülbül'' adlı ilk plağı 1957 yılında Şençalar plak tarafından piyasaya çıkarılır. Neşet Ertaş bu arada Beyoğlu'nda da bir gazinoda sahneye çıkmaktadır. 2 yıl İstanbul'da çalışan Neşet Ertaş daha sonra Ankara'ya gelir ve sahne hayatı burada devam eder. Ankara' da çalıştığı gazinoda Leyla isminde bir kızla tanışır ve hemen evlenirler. İki kız bir erkek çocukları olur. Ama bu evlilik mutlu sürmemektedir. Neşet Ertaş bu arada askere gider. 1962'de İzmir Narlıdere'de askerliğini yapan Neşet Ertaş askerlik dönüşünde Leyla Ertaş ile süren 7 yıllık evliliğini bitirip ayrılır. Plak üzerine plak yapan Neşet Ertaş konserleriyle de bir çok şehri 6-7 defa gezdi. Beste ve plaklarıyla çok meşhur olan Neşet Ertaş her yerde aranan bir sanatçı olmuştu. Özellikle orta Anadolu düğünlerinin değişmez sanatçısıydı.
Neşet Ertaş düğünlerdeki içkili sofraların sayesinde alkolün dozunu da artırmıştı. Dolayısıyla sıhhati de bozulmaya bağladı ve 1978 yılında parmakları felç oldu. Müzisyenlikten başka mesleğide olmadığı için işsiz ve parasız kaldı. Çok perişan bir hale gelen Neşet Ertaş tedavi olacak parayı dahi bulamadı. Çareyi 1979'da Almanya'da bulunan kardeşinin yanına gitmekte bulan Neşet Ertaş, tedavisini de orada yaptırdı. Eşinin yanında olan 3 çocuğunu da daha sonra yanına aldıran sanatçı mesleğine de Almanya'da tekrar başladı. Türklerin bulunduğu yerlerde gazino ve düğün salonlarında çalıp söylemeye başladı. Kaset ve sahne çalışmalarına Almanya'da devam eden sanatçı kendisi okula gidemediğinden dolayı çocuklarının okumaları için elinden geleni yaptı. 1 Oğlu 2 Kızı olan sanatçı ; oğlunu hem üniversitede okutmakta hem de iyi bir müzisyen olarak yetiştirmektedir. Evli olan kızı da eşiyle birlikte üniversitede öğrenim görmektedirler. Neşet Ertaş'a babasının hayatı ve sanatı ile ilgili bir soruya; "Babam Kırşehir'den çıkmış, Keskin"e gelmiş, anamınan evlenmiş. Çiçekdağı'nın Gırtıllar eski adıyla Abdallar köyü denilen 20 haneli küçük bir köye gelip yerleşmiş. Beno abdallar yeni adıyla gırtıllar köyünde dünyaya gelmişim. Babam sazıynan sesiynen tanınmış engin gönül , hoşgörüsüynen sevilen bir sanatçıydı. Saz çalmasını Yusuf Usta'dan öğrenmiş. Geçinmemizi sazıyla temin ederdi. Anamı Keskin'den almış, kendisi Kırşehir'li olmasına rağmen uzun yıllar Keskin'de kalmış, Hacı Taşanı yetiştirmiş. Kırıkkale ve Yozgat'ın köylerini, İç Anadolu'nun birçok köylerini sazı omzunda gezmiş, her yerde türküler avazlar bırakmış. 5-6 yaşımda babam beni yanına aldı. Gittiği yerlere beni de götürürdü. Birlikte 8 yıl Yozgat, Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırıkkale, Keskin ve Yerköy'ü köyleriyle beraber gezip düğün çalardık.Geçimimizde veriler bahşişlerden olurdu. En sonunda Kırşehir'e gelmiş 1980 de mi 1981 de mi rahmete kavuşmuş oldu." şeklinde cevap vermiştir. Neşet Ertaş'a bağlama çalmaya kaç yaşında başladığını sorduğumuzda ise; "Ben dünyaya geldiğimde sazı göbeğime koymuşlar'' şeklinde cevap vermiştir. Bağlama öğrenmesinde babasının çok etkisi ve emeği olduğunu söyleyen sanatçı, Bayram Aracı, A. Gazi Ayhan, Refik Başaran gibi bağlama ustalarını da çok beğenerek dinlediğini ifade etmektedir. Sanatçı; “Bir bağlamada hangi özellikleri arıyorsunuz” şeklindeki soruya ,oyma saz ve çok perdeli olsun şeklinde cevap vermiştir. Bağlamalarını da oyma tekne yapan ustalara yaptırmayı tercih eden sanatçı, bağlamalarına da 7 tel takıp, kendi sesine göre akort yaptığını söylemektedir.
Sanatçının bağlamasından duyduğumuz bazı sesleri, başka bağlamaları dinlediğimizde duyamamaktayız. Sanatçı bunun nedenini bağlamasındaki perde ayarlarını kendisinin yapmasından dolayı meydana gelen bir farklılık olduğu ifade etmektedir. Sanatçı bestelerini, sôz ve müziği aynı anda düşünerek yaptığını, şimdiye kadar kaç bestesi ve kaseti olduğunu hatırlayamadığını ve kendi eserlerini en iyi icra eden sanatçıların da Gülşen Kutlu, Nezahat Bayram, Neriman Altındağ Tüfekçi olduğunu söylemektedir. Neşet Ertaş'a bir çok eserlerinde adını kullandığı ve ona türküler yaktığı Leyla'nın kim olduğu sorulduğunda "Eski eşim ve çocuklarımın anası Leyla Ertaş'tır. Ama ayrıldıktan sonra türkülerimde Leyla ismini artık kullanmıyorum."diye cevap vermiştir. Neşet Ertaş, kendisine ait türkülerin son kıtalarında "GARİP'' mahlasını kullanmaktadır.Kendisi bunun nedenini söyle açıklamıştır : "Soyadı yokken bize Garipler derlermiş. Gerçektende biz garip, yani ezilmiş, hor görülmüş, Abdal diye nitelendirilmiş, aşağılanmışızdır. O gariplik bende kaldığı için garibim diyorum.” Sanatçı BOZLAK'ın tanımını da Feryattır, Ağıttır." olarak yapmıştır Neşet Ertaş'a ilk plağını yapmasında maddi ve manevi yardımı olanlar sorulduğunda "Kadri Şençalar'dır. Kendisi benimle çok yakından ilgilendi, bana plak okuttu. Beyoğlu saza götürerek bana program aldı ve onun sayesinde sahne hayatım başladı." diye cevap verdi. Sanatçı şimdiye kadar sazı ile hiç bir sanatçıya eşlik etmediğini sadece tek olarak çalıp söylediğini söylemiştir. Neşet Ertaş önceki bestelerinin çoğunda sevgiliye duyulan aşk ve özlem konularını işlemişti. Son kasetlerindeki (Nerde ne arıyorsun, Yolcu, Şirin Kırşehir, Benim Yurdum) bestelerinde ise insanlara belli mesajlar veriyor. Allah aşkı, insan hakkı ve sevgisi, ana ve babaya duyulan özlem, ilim ve cehalet, memleket hasreti, ölüm gibi.Sanatçı bunun nedenini şöyle açıklamıştır; “Aşık Veysel’in de dediği gibi benim sadık yarim gara topraktır. Gözünen görülen, e!inen tutulan, yediğimiz içtiğimiz, canımız topraktır. Bu toprağın en güzeli insandır,insanların en güzeli de anamız ve yarimizdir. İnsanı seven insan; Hakkı sever, bizde o Hakkın aşığıyız. Şüphesiz ki ölmez, yitmez, yemez, içmez, solmaz bir tek Allah' tır. Allah hepimizi eşit yaratmış. Haksızlık, cana gıyma, düşük görme olmasın. Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz.Cehalete hatırlatabildimse mutlumuyum?” Türkiye'de konserler vermeniz için teklifler yapılıyordur. Bu teklifleri nasıl karşılıyorsunuz?şeklindeki soruya sanatçı şöyle cevap verdi. Kabul etmiyorum. Çünkü; kırk yıl o garip vatandaşlarımın ekmeğini yedim. Tekrar konser verip onların cebindeki ekmek paralarını alamam. Ama onlara televizyondan bedava konser veririm." Sanatçı tüm ailesinin Almanya'da olduğunu, çocuklarının üniversitede okuduğunu ve kendisinin de müzisyen olarak çalışmaya devam ettiğini, dolayısı ile Türkiye' ye kesin dönüş yapmayı şimdilik düşünmediğini ifade etmiştir. Neşet Ertaş Türkiye'de halk müziğinin şu andaki yeri hakkında şöyle düşünmektedir; "Halk müziği ölümsüzdür. Yeter ki yürekten okuyan, yürekten çalan olsun. Şu anda çalan olsun okuyan olsun verimlilik göremiyorum.” Halk müziğine büyük emeği geçmiş bir sanatçı olarak TRT ve Kültür Bakanlığı'nın size gösterdiği ilgiden memnunmusunuz sorusuna ; "Hayır memnun değilim. Muzaffer Sarısözen 14 yaşımda iken beni mektupla çağırır, misafir olarak çaldırır, okuturdu. Daha sonra imtihanla mahalli sanatçı olarak radyoya girdim. 23 sene her ay 2 program yapardım. Halk müziği yöneticilerinden çok bencil insanlar vardı. Beni çıkardılar, istediğim gibi çaldırıp söyletmediler. Bende terk ettim." diye cevap vermiştir. NEŞET ERTAŞ’IN ALBÜMLERİ · YAR GÖNLÜNÜ BİLENLERE· SABREYLE GÖNÜL· DOSTLARA SELAM· HATA BENİM· AĞLA SAZIM· SEVSEM ÖLDÜRÜRLER· AYAŞ YOLLARI· ÇİÇEK DAĞI· NİYE ÇATTIN KAŞLARINI· GARİBİN DÜNYADA YÜZÜ GÜLEMEZ· ZAHİDEM· MÜHÜR GÖZLÜM· GÖNÜL DAĞI· ZÜLÜF DÖKÜŞMÜŞ YÜZE· GÖNÜL YARASI· BENİM YURDUM · NERDE NE ARIYORSUN- SEN OLMAYINCA· ALTIN EZGİLER-3· AŞKIN BENİ DELİ EYLEDİ· SEHER VAKTİ· SEÇMELER-3· SEÇMELER-2· KOVA KOVA İNDİRDİLER YAZIYA· GİTME LEYLAM· TÜRKÜLER YOLCU· GEL GAYRI GEL· HAPİSHANELERE GÜNEŞ DOĞMUYOR· KİBAR KIZ· GÖNÜL NE GEZERSİN SEYRAN YERİNDE· VAY VAY DÜNYA· NEŞET ERTAŞ-3· TÜRKÜLER VE DEYİŞLER· DÜNYANIN HALİ· SAZLI SÖZLÜ OYUN HAVALARI· DOSTLARA SELAM NEŞET ERTAŞ’IN ESERLERİ Açma Zülüflerin Yellere Karşı Ağla Sazım Ağlanacak Zamandır Ah Yalan Dünya Ahirim Sensin Ahu Gözlerini Sevdiğim Dilber Al Yanak Allanıyor Aman Dünya Ne Dar İmiş Anladım Evelden Böyledir Takdir Aşk Ataşı Düştü Garip Gönlüme Aşkın Beni Del'eyledi Aslanım Eller 1 Ay Dost Deyince Yeri Göğü İnleten Ayva Turunç Narım Var Az Mı Çektim Bağışla Sevdiğim Hakkı Seversen Baharı Görmedim Bahçada Gül Ağacı Bahçadan Aşıyor Ayvanın Dalı Başım Alıp Çıksam Bir Yüce Dağa Ben Miyim Dünyada Bir Bahtı Kara Bir Anadan Bu Dünyaya Gelince Bir Güzel Gördüm Böyle Olur Mu Bütün Ahbaplar Ansın Adını Canana Doyulur Mu Ceylan (Sensin Bu Dağların Meralı) Çiçekdağı Derler (Oyun Havası) 1 Çiçekdağı Derler (Oyun Havası) 2 Çiçekler İçinde Menevşe Baştır 2 Dağlar Başı Karlı Olur Dağlar Dağladı Beni Deli Boran (Bozlak) Dinek Dağı 2 Dinle Sana Bir Sözüm Var Dünya (Yürü Durma Yürü) Evvelim Sen Oldun Garibin Dünyada Yüzü Gülemez Gel Sevelim Gel Yanıma Gönlüm Ataşlara Yandı Gidiyor 1 Gönül Dağı Gönül Yari Bulmayınca Gülüşün Gülden Güzel Güzele Bakması Sevaptır Halime Gız Çay Aşağı Gidiyor Halimenin Aşıkları Hapishanelere Attım Postumu Hapishanelere Güneş Doğmuyor Hata Benim Günah Benim Hele Bakın Şu Feleğin İşine İki Büyük Nimetim Var İnsan (Gözleri Kör Değil) Kahveyi Kavuranlar Kale Kaleye Bakar (Sürmeli) Kalkın Semaha Dönelim Kar Mı Yağmış Yüce Dağlar Başına Kar Yağar Kar Üstüne Karanfil Ekeceğim Karga Olan Gül Kıymeti Bilemez Karlı Dağlar Geçit Vermez
KENDİ EL YAZISIYLA NEŞET ERTAŞ’IN HAYATI NEŞET ERTAŞ’IN HAYATIMI ÖZETLİYOR DEDİĞİ KENDİ AĞZINDAN ŞİİRİ BİN DOKUZ YÜZ OTUZ SEKİZ CİHANA KIRŞEHİR'İN KIRTILLAR KÖYÜNDE GELDİN DEDİLER BABAMA MUHARREM,ANAMA DÖNE DEDİYSEN ATAYI BİLDİN DEDİLER DİZİNDE SIZIYDI ANAMIN DERDİ TOKACI SAZ YAPTI ELİME VERDİ YENİ BİTİRMİŞTİM ÜÇ İLE DÖRDÜ BABAN GİBİ SAZCI OLDUN DEDİLER O ZAMAN BABAMDAN ÖĞRENDİM SAZI ENGİN GÖNÜL İLE HAKK'A NİYAZI O YAŞIMDA YAKTI BİR AHU GÖZLÜ MECNUN GİBİ ÇÖLDE KALDIN DEDİLER ZALİM KADER DEVRANINI DÖNDERDİ TUTTU BİZİ ÇİÇEKDAĞI’NIN İBİKLİ KÖYÜNE GÖNDERDİ PARMAĞIMA ZİLLER TAKTI DÖNDERDİ OYNADIM MEYDANDA KÖÇEK DEDİLER ANAM DÖNE İBİKLİ KÖYÜNDE ÖLÜNCE BEŞ TANE ÖKSÜZ YETİM KALINCA BEŞİMİZ DE HEP PERİŞAN OLUNCA BABAMGİLE BURDAN GÖÇEK DEDİLER YÜRÜDÜ GÖÇÜMÜZ ÇİÇEKDAĞI’NIN KESEK KÖYÜNE DOĞRU BU HALI GÖRENİN YANIYO BAĞRI ÜÇ AYLIK ÇOCUĞUN ÇEKİLMEZ KAHRI BUNLARA BİR ANA BULUN DEDİLER ELİMİZİNEN YOZGAT’IN KIRIKSOKU KÖYÜNE VARDIK BİZE ANA YOK MU DİYE SORDUK ADI ARZU DERLER BİR ANA BULDUK İŞTE BU ANADIR BULDUN DEDİLER ENKÜÇÜK KARDEŞİ KAYBEYLEDİK ONUN İÇİN GİZLİCE AĞLADIK ÜSTELİK BABAMI ASKER EYLEDİK YİNE ÖKSÜZ YETİM KALDIN DEDİLER ZALİM KADER TEKMİLİMİZİ ŞAŞIRTTI HABE VERDİ DALIMIZA DEŞİRTTİ YARDIM ETTİ YERKÖY'ÜNE GÖÇÜRTTÜ BİRAZ DA BURDA KALIN DEDİLER YERKÖY'ÜNDEN KIRIKKALE'YE GELDİK BABAM SAZ ÇALARKEN BİZ CÜMBÜŞ ÇALDIK KIRŞEHİR'E VARINCA KEMANI ÇALDIK AFERİN ARKADAŞ ÇALDIN DEDİLER YARİN AŞKI İLE ARTTI HEP DERDİM BABAMI BİR YARE DÜNÜR GÖNDERDİM BAŞLIĞI ÇOK İSTEMİŞLER HABERİN ALDIM İSTEMİYO SENİ YARİN DEDİLER KIRŞEHİR'DE YEDİ SENE KALINCA DÜĞÜN DÜZGÜN HEPSİ BİZE GELİNCE NE YAPSIN ÇALGICI ARKADAŞLAR,YER DARALINCA ANKARA'YA GİDER YOLUN DEDİLER GELDİM ANKARA'YA VEYSEL'İ BULDUM EPEYCE EĞLEŞTİM YANINDA KALDIM YÜZ LİRA VERDİ BİR PAMUK YATAY ALDIM ETTİYSEN BÖYLE BULDUN DEDİLER BİR EV KİRALADIM MÜNASİP BİR YERDE KALDIK AĞAM KARDAŞ HEP KIRŞEHİR'DE BU AŞK VURDU HANÇERİNİ DERİNDEN ÇARESİN BULAMAZSAN ÖLÜN DEDİLER YARİN AŞKI İLE DÖNDÜM ŞAŞKINA HER ZAMAN İÇERİM YARİN AŞKINA CANAN ACIMAZ MI GARİP DOSTUNA BUNU DA İÇERİYE AT DEDİLER ÜNLÜ İSİMLERİN NEŞET ERTAŞ HAKKINDA GÖRÜŞLERİ Fatih KISAPARMAK Sanatçı Orta Asya'dan Orta Anadolu'ya taşınmış bir geleneğin, geleceğe kurduğu köpdüdür Neşet Ertaş. Horasan'dan sökün edip, Anadolu bozkırlarında yeniden filizlenen bir serüven ve bir sosyal romandır. Orta Anadolu bozkır türkülerinin, bozlaklarının ve yöresel Türkmen müziğinin günümüzdeki Himayalasıdır. Hacı Taşan, Çekiç Ali, Bayram Aracı ve Muharrem Ertaş gibi büyük saz kahramanlarının iki binlerde de yankılanan çığlığıdır. Bunların yanı sıra kendisine özgü tavır ve üslubunu kabul ettirmiş, orijinal bir zevk ve renk pınarıdır halk müziğimizde. Bir bozkır çiçeği, bir yağmur bulutu ve çimen kokusudur. Anadolu insanının manevi kültür mimarlarından biridir. Benim için ise Neşet Ertaş tam anlamıyla bir tiryakilik, bir gerçek usta, bir eğitmen, bir örnek ve boynumda yaşatılması misyonunu taşıdığım bir büyük sorumluluk, yaşarken efsaneleşmiş ve klasikleşmiş bir saz ve söz sultanıdır. Yozluk ve ucuzluk uçurumlarından bir kare boşluğa yuvarlanan ve adeta cinnet geçirip ulusal hafızamızı kaybetmemize yol açarken, halkın gücü karşısında er ya da geç boyun eğeceklerdi. Bugün yaşadığımız sürecin anlamı işte budur. Varsın N.E'nin heykelini dikmesinler kimin umurunda? Onun ve onun gibi büyük ustaların heykelleri milyonlarca kalpte, milyonlarca sazda ve bu ülkenin tapusu olan türkülerimizde zaten anıtlaşmıştı. Onun elini öpmek aslında Anadolu'nun elini öpmektir. Türkü türkü dolan özdeki yaşa Ahmet Yesevi'den Hacı Bektaş'a Muharrem Baba'dan Neşet Ertaş'a Öptüm ellerini Anadolu'mun. Cem KARACA Sanatçı Neşet Ertaş, özellikle Orta Anadolu yöresine özgü bozlak tavrını, babasından tevarüs ettiği şekliyle, olağanüstü bir gırtlak zenginliği ile sunmuştur. Neşet Ertaş türkülerinde acısı, hüznü, aşkı, sevinci ile Türk insanının hayatının yansımasını görmek olasıdır. Bu bağlamda Amerikalı bir blues sanatçısı neyse Neşet Ertaş bu tür sanatçıdır. Caz sanatçısıdır. Ben de Neşet Ertaş'tan etkilenen sanatçılar arasındayım. Onun birçok türküsünü okudum. Olağanüstü bir gırtlağı ve sesini kullanma yeteneği var. Neşet Ertaş'ın sesini kullanması beni etkiledi. Allah her insana ses vermiştir ama onu kullanmak önemlidir. İşte gırtlağını nadir olarak kullanan sanatçıdır Neşet Ertaş. Arif SAĞ Sanatçı Neşet Ertaş dedesinden, babasından, atasından, köklerinden almış olduğu müziği, müthiş bir müzikalite ile sundu. Çünkü çok yetenekli bir sanatçı idi. Ve büyük bir artısı var: Neşet sesini çok mükemmel kullanan bir insan. Yani virtüöz denecek şekilde sesini kullanan bir yetenek. Onun ötesinde bağlamasını da o kadar rahat kullanabilmesi bir diğer güçlü yanı. Kendi alt yapısından gelen, doğduğu, büyüdüğü yerdeki kültürden gelen müzik anlayışını, edebiyat yapısını o iki yetenekle birleştirdiği noktada albenisi çok yüksek bir sanat ortaya çıkıyor. Neşet Ertaş bunu başarmış bir sanatçıdır. Bayram Bilge TOKEL Araştırmacı-Yazar Neşet Ertaş söylediği türküler, bu türküleri söyleyiş tavır ve üslubu, sesini kullanma teknikleri, gerek seste, gerek sazda bastığı perdeler, bağlama çalma tekniği ve hatta kullandığı bazı makamlar ile mevcut kuralların sınırlarını zorlayan bir sanatçı olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle bir noktanın bilinmesi gerekir ki, Neşet Ertaş, herkes gibi çalıp söyleyen sıradan bir sanatçı değil. Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yakıştıran, adeta birbirlerinin içinde eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak sanıldığı kadar da kolay değil. Bu ise mektebi, medresesi, oturmuş gelenekleri ve hala doğru dürüst eğitim ve öğretim metodu dahi olmayan bir sanat için oldukça önemli olsa gerek. Böyle bir süreçte bir bakıma en iyi okul da, en iyi hoca da sanatçının (mahalli sanatçı, kaynak kişi, yöre sanatçısı vb.) bizatihi kendisidir. Neşet Ertaş'ın, geleneksel musikimizin ikinci ana damarını oluşturan klasik musiki geleneği içerisinde Saadettin Kaynak'la, özellikle taşıdıkları misyon itibarıyla pek çok ortak yönünün olduğunu düşünüyorum. Musa EROĞLU Sanatçı Neşet Ertaş sadece çalıp-okuyan bir isim değil. Sazı, sözü, müziği ile enterasan bir adam. Türkü geleneğimizde önemli bir yeri olan sanatçı. Son elli yılın örnek insanı. Geriye doğru döndüğümüz zaman ise toplumu yönlerdirmede, aşıklık geleneğinde önemli bir yeri var. Geleneğin aşıkları, bugünün yayın organları gibi. Neşet Ertaş ve onun gibilerde daha populist bir yaklaşım var. Fakat bunlar aynı zamanda iyi de bir kültür taşımacısı. Aşık Veysel gibi, Refik Başaran gibi, Bayram Aracı, Çekiç Ali, Hacı Taşan gibi... Neşet Ertaş'ın aşıklardan farkı ise sözlerinde toplumsal temaları işlemek yerine sevda, aşk, gönül, leyla gibi lirik konulara giriyor. Bir zamanlar Karacaoğlan'ın yaptığını yapıyor. Ancak Neşet Ertaş gibilerin değerinin bilinmediğinden yanayım. Onun gibi insanların daha iyi üretebilmeleri için en azından maddi kaygıdan arındırılmaları gerekiyor. Melih DUYGULU İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Öğr. Gör. Son 35-40 yılın Türk halk müziği yaşamına adeta damgasını vurmuş ses ve saz ustasıdır Neşet Ertaş. O yetiştiği toplumun tüm özelliklerini yansıtan bir yerel müzisyen olmanın yanında, Anadolu aşık geleneğinin de temsilcilerindendir. Ertaş'lar, Abdal geleneğine bağlı sanatçılardır. Baba Muharrem Ertaş'ın müziğinde tarihi, oğlu Neşet Ertaş'ın müziğinde ise gönül dostluğunu ünleyen bir nefesi hissedersiniz. 60 yıllık çileli yaşamını müziğine yansıtabilen Ertaş'ın şiirlerine şöyle bir baktığınızda yalnızca aşk ve meşk yok elbette. Çok özel şiirlerinde tasavvuf çeşnisi de var. Bilhassa didaktik bir üslupla söylüyor bu şiirleri. İçinde yetiştiği grubun özelliği ve yansıması olarak Ertaş'ta siyaset bulamazsınız. Genelde abdalları özelde Neşet Ertaş'ı anlayabilmek için bunların toplumsal yapılarını ve felsefelerini irdelemek durumundasınız. Yoksa günübirlik söyleşilerle tanımak ve anlamak mümkün değil bu kültürü. Beyhude bir çaba olur bu. Müziği bireyin ve topluluğun kültüründen, benliğinden ayrı tutmak mümkün değildir. Gönül dostu Neşet Ertaş'ı anlamak için ise gönül gözünün açık olması gerekir. Erol PARLAK Sanatçı-araştırmacı Neşet Ertaş nereye ne katmadı ki! Neşet Ertaş'a kadar iptidai, gelişigüzel tezenelerle çalınırdı. Çok incelikli çalınmazdı. Tını olarak da tiz tınılar vardı. Neşet Ertaş ise tezeneleri yerli yerine oturtmuştur. Bam teli kullanımı Neşet Ertaş ile başlar. Böylelikle bağlamaya tok ve geniş bir tını gelmiştir. Ayrıca bağlama icracısı olarak kendisine has tınısı ve muhteşem tekniği ile bağlama çalışında büyük bir çığır açmıştır. Bana göre Neşet Ertaş'ın tınısı hala aşılamamıştır. Çoğu ustanın tınısı, tavrı ve tekniği taklit edilmesine ve hatta aşılabilmesine rağmen Neşet Ertaş'ınki henüz algılanabilme safhasındadır. Bir ses ustası olarak da daha onun seviyesinde bir ses icracısı yok. Okuduğu her türkünün ruhuna inen, bir müzik cümlesinde üç-dört farklı ton kullanılabilen, müzik cümlesinin zorluğu ne derece olursa olsun hiçbir şekilde ses kaymalarının görülmediği tek insan. Neşet Ertaş bir türküyü sesiyle, sazıyla, sözleriyle ve ezgisel yapılarıyla bir bütün olarak ele alıp adeta bir ses mühendisi gibi en ince noktasına kadar irdeleyen, bunların içindeki aksayan yönlerini giderebilen ve kendi yorumunda çok içten, çok sıcak ve duygulu ifade edebilme başarısını gösterebilen ender bir yorumcudur. Yöresinin kendinden evvelki bütün ezgilerini bu anlamda ele almış ve onları yeni baştan inşa etmiştir. Kenarda köşede kalmış küçük ezgileri bile Neşet Ertaş görkemli türkülere dönüştürmüştür. Bir türkü yakıcısı olarak da Neşet Ertaş, geleneği, Anadolu edebiyatını, arı Türkmen dilinin tüm inceliklerini ve halkın duygularını çok iyi tanıması nedeniyle yeni üretimlerde de çok büyük mesafeler kaydeden bir türkü yakıcısıdır. Sanatsal halk müziğinin yeni yeni geliştiği ülkemizde, bugünkü virtüözlerin hepsi yöresel müzik yaparken, Neşet Ertaş sanatsal halk müziğine 40 yıl önce geçmiştir. Süleyman ŞENEL İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Neşet Ertaş bizim için Anadolu kültürünün içinde yetişmiş, halk icracılığının ocağı sayılan Abdalların müzik repertuvarını, türkülerini, oyun havalarını ocaktan öğrenen bir halk sanatçısıdır. Buna bağlı olarak göçebe aşıklık geleneğinin son dönemdeki temsilcilerinden biri olarak da önem taşımaktadır. Neşet Ertaş'ın bir başka yönü de içinden yetiştiği toplumun değerlerini şehir muhitine taşıması ve şehirli düşünüş, yaşam biçimine yönelik bir sonuçta bulunmasıdır. Bu aşık yaratıcılığının ve ayrıca bir halk sanatkarı yaratıcılığının geleneksel değerleri zamana, mekana ve kendisini etkileyen olaylara bağlı olarak yeni biçimlere sokma geleneğinin bir başka temsilcisidir. Neşet Ertaş bu yönden gerek sazı gerekse sazından çıkarttığı ahengi, gerek müzikal üslubu ve bunun yanında yetiştiği toprağa bağlı ağız yapısı ile toplumsal konuları öne çıkartan şiirleriyle önde gelen temsilcilerden biridir. Neşet Ertaş, sesindeki üslup, sazındaki tavır ile bir ekoldür. Neşet Ertaş'ın okuduğu bazı eserler bugün anonim olmuştur. Ertaş'ın müziği, özellikle Orta Anadolu yöresinde çalıp söyleyenler baz alındığında folklorik bir dönüşüm yaşamaktadır.
|